Sofie’nin Dünyasi

Sofie, bir gün posta kutusunda “Kimsin sen?” yazılı bir kart bulur ve bundan hareketle felsefe tarihinde yanıtlanmış tüm sorulara cevap bulur. Romanın sonunda aslında Lübnan’daki bir BM taburunda görevli olan bir binbaşının kızına doğum günü hediyesi olarak yazdığı bir romanın parçası olmasını anlamasıyla biter. Jostein Gaarder’in felsefe alanında yazdığı bu kitap insanı kendi içine çekerek edebiyat tarihinde hakkı olan yeri almaktadır. Roman içinde roman denilebilecek, her yaştan insanı kendi içine çekebilecek türden bir başyapıt, mistik tarihin felsefe taşı…

Yazar: Jostein Gaarder  Çeviri: Sabir Yücesoy Yayınevi: Pan Yayıncılık

Böyle Buyurdu Zerdüşt

Böyle Buyurdu Zerdüşt: Herkes ve Hiç kimse için Bir Kitap’ (Orijinal adıyla Also sprach Zarathustra), Alman filozof Friedrich Nietzsche tarafından kaleme alınmış bir kitaptır (1883–1885). Kitabı belirli bir kategori içerisinde tanımlamak genelde zor olmuştur: Bir edebiyat eseri ve aynı zamanda felsefî bir çalışmadır. Nietzsche kendisi kitabı “yazılmış en derin” eser olarak tanımlamıştır. Eser, birçok farklı konu ve tarz barındırmaktadır. Nietzsche’nin felsefî görüşleri açısından önemli bir yer tutan kitap, birçok eleştiriye maruz kalmıştır…

Yazar: Friedrich W. Nietzsche  Çeviri: A.Turan Oflazoğlu  Yayınevi: Cem Yayınevi

Isteme ve Tasarim Olarak Dünya

İstenç ve Tasarım olarak Dünya veya özgün ismiyle Die Welt als Wille und Vorstellung Alman filozof Arthur Schopenhauer’in ilk kez 1819 basılmış felsefî eseridir. Schopenhauer’in felsefî düşüncelerinin temelini ve odağını oluşturan bu eser aynı zamanda onun başyapıtı olarak görülür.



Yazar: Arthur Schopenhauer  Çeviri: Levetn Özşar Yayınevi: Biblos

Felsefenin Temel İlkeleri

Kitabın konusu, Georges Politzer’in 1935-1936 yılları arası Paris İşçi Üniversitesi’nde (Fransızca: l’Université Ouvrière de Paris) verdiği bir dersde öğrencileri tarafından alınan notlara dayanıyor. Kitap taraftarları açısındansa açık ve öğretici bir tarzda; her eğitim düzeyinden insanın anlayabileceği seviyede ve çok basit bir dille yazılmıştır.
Kitap, Sosyalist hareketin temel kitablarından biri olmuş, tüm dünyada ve özellikle de Sovyet coğrafyasında milyonlarca kişi tarafından okunmuştur…

Yazar: Georges Politzer  Çeviri: Hasan İlhan Yayınevi: Neden Kitap Yayıncılık

Klasik Yunan Mitolojisi

Dünya üzerinde hayat başladıktan milyonlarca sene sonra, varlıkların en güzeli, en şereflisi, en mükemmeli olan insan yaratıldı. İnsanlar yeryüzünde görülüp ve düşünmeye ve hayal kurmaya başladıkları zamanlarda kâinatı ve kendilerini yaratan tanrıyı aramışlardır. Esasen insan yaradılışı itibariyle yaradanı aramak fıtratında halkedilmiştir. Henüz ilmin ışık tutamadığı ve tarihin kaydedemediği, mazinin o karanlık devirlerinde insan, Tanrısını bazen güneşte, bazen yıldızda, bazen denizde, bazen ateşte aramış ve kendi aklınca bulmuş sanarak temsilî heykelini yapmış, mabedini inşa etmiş ve ona tapmıştır. Şu bir gerçek olaydır ki, mağaralarda yaşayan en iptidai insandan, atom devrinin en mütekâmil insanına gelinceye kadar “insanlık” hiçbir zaman Tanrısız kalmamış ve Tanrısız yaşamamıştır. Tanrıya inanmadığını sandığı, daha doğrusu Tanrısını inkâr ettiği zamanlarda bile, insan, sadece Tanrısını değiştirmiştir, yani bir inancı bırakmış, başka bir inanca sarılmıştır. Dün inandığını bugün inkâr ederken, zavallı, bir mabetten yeni bir mabede girdiğinin farkına varmamış, inkârın da bir iman olduğunu anlayamamıştır. Eski Yunanlıların inandıkları tanrı, tanrıça ve kahramanların hayat ve maceralarından bahseden Mitoloji’yi okurken, insanoğlunun, kendini yaratan Tanrısını, arama ve bulma hususunda yüzyıllar boyunca ne hayaller kurduğunu, ne gayretler sarfettiğini göreceğiz.

Yazar: Şefik Can  Yayınevi: Ötüken Yayınları

Eski Yunan

Etkileri bugün hâlâ süren ve kökenleri günümüzden yaklaşık 3500 yıl öncesine uzanan Eski Yunan uygarlığı, felseden siyasete, sanattan bilime, edebiyata kadar her anlamda özgün ve tarihsel temellere sahip bir kültür olarak insanlık tarihinin en önemli parçalarından birisini oluşturur. Eski Yunan’ın tarihsel arkaplanından başlayarak çan eğrisi metoduyla Eski Yunan tarihinin en önemli dönemi olan orta dönemine ağırlık veren kitap, genellemelere ulaşmaktan öte öncelikle fotoğrafın tamamını ortaya koymayı amaçlıyor. Bu konudaki pek çok kitabın aksine Geç Taş Çağı’ndan başlayarak, Tunç Çağı, Yunan Karanlık Çağı, Arkaik Çağ ve Yunan Klasik Çağı’nın ardından Helenistik Çağ ile sona eriyor.
Dönemsel ve tematik olarak ayrıntılarına inildiğinde her biri ayrı ayrı ve derinlemesine incelenmeyi hak eden Eski Yunan tarihine giriş niteliği taşıyan Eski Yunan kitabı, yol gösterici bir haritanın hiçbir kilit noktasını açıkta bırakmaksızın okurların zihninde Eski Yunan’ın ne olduğuna dair bütünlüklü bir kavrayış oluşturacaktır.

Yazar: Thomas R. Martin  Çeviri: Ümit Hüsrev Yolsal Yayınevi: Say Yayınları

Ünlü Filozoflarin Yasamlari ve Ögretileri

On kitaplık Ünlü Filozofların Yaşamları ve Öğretileri adlı yapıt başlangıcından İS III. yüzyıla Felsefe dünyasını bize tanıtan en kapsamlı, en temel kaynak…
Diogenes Laertios’un bir Epikourosçu olduğu iddia edilirse de hiçbir okula bağlı olmadığı yollu görüşler daha inandırıcı. Ne ki yapıtın genel özellikleri Aristotelesçilerden de izler taşımakta. Bilgeleri, filozofları tanıyor, İonya felsefecileri ile İtalya felsefecilerini birbirinden ayırıyor, felsefe okullarının kurucularını, hocalarını, öğrencilerini, felsefe akımlarını, bu akımların gelişme biçimini tanıtıyor. Bir filozofu ele aldığında onun soyunu, nereli olduğunu, kişilik özelliklerini, belli bir düzen içinde yapıtlarını, olgunluk dönemini, görüşlerini, ölüm biçimini, hakkında anlatılan anekdotları, varsa vasiyetini ve mektuplarını bize bildiriyor, ayrıca o filozof hakkında kendisi bir şiir yazıyor. Aynı adı taşıyan başka kimseler varsa onları da ekliyor. Diogenes Laertios yapıtında bir yargıç tavrı takınmıyor, eleştiri iddiasında da değil, tam bir araştırmacı: filozof-filolog özellikleri taşıyan bir araştırmacı…
(Önsöz’den)

Yazar: Diognes Laertios  Çeviri: Candan Sentuna  Yayınevi: Yapı Kredi Yayinlari

Felsefe Terimleri Sözlügü

Çağdaş bilimsel araştırma, ancak belli bir saydamlık taşıyan kavramlarla bilim alanlarındaki olguları anlayıp adlandırmakla gerçekleştirebilir. Ezberlenmiş, kaskatı Arapça, Farsça ya da Frenkçe terimlerle değil. Yeniyi araştıran, bulgulayan, adlandıran, sonra da Türk bilincine özümleyen kafalardan geçer yolu çağdaş uygarlığın.
Prof. Dr. Bedia Akarsu’nun “Felsefe Terimleri Sözlğü” Cumhuriyetin kuruluşundan günümüze değin felsefe dilinin nasıl sayısız konu ile sorunu kuşatabilecek bir yetkinliğe ulaştığına, düşüncenin dille nasıl özgürleştiğine somut bir kanıttır. “Alemi makulat”, “anneviye”, “Aristetalisiye”, “esbab-ı adiye mezebi”, “fasıl-ı karip”, “fıkdan-ı marifet-i hissiye”, “ilm-i hilaf-ü cedel”, “itminan-ı nefs”, “kesret-i ilah”, “kevniyat”, “kübra”, “külli kaziye”, “laicabiye”, “lazım-ı gayri müfarklık”, “zaruriyei mutlaka” benzeri kavramlarla çağdaş felsefe yapmak şöyle dursun, iki satır açık seçik düşünülebilir mi? Medrese kanununun düşünce geleneklerini yansıtan bu kavramlarla, yirminci yüzyıla yaraşır bir düşünce düzeyi nasıl gerçekleştirilebilir? “Felsefe Terimleri Sözlüğü’nü baştan sona karıştırmak bile, bu sorunların yanıtını, yüzlerce pırıl pırıl Türkçe kavramın tanıklığıyla vermemize yetiyor. Tükçenin özgürlüğünün, çağımız dünyasının her alanındaki gelişmesine, kendi olanaklarıyla ayak uydurabilme gücünde yattığını bir kez daha anlıyoruz…

Yazar: Bedia Akarsu  Yayınevi: Inkilap Kitabevi

Felsefe Tarihi

Modern dünyanın karmakarışık ve her yönüyle bunaltıcı koşulları içinde insan, hayatını doğru yönetebilmek ve ona anlam katıp değer yükleyebilmek için felsefeye, büyük felsefi soruları yanıtlamaya ihtiyaç duyar. Felsefe yapmayı öğrenebilmek içinse felsefe tarihine ihtiyaç duyulur. Bunun da en önemli nedeni, büyük filozofların iki bin beş yüz yıldan beri ele aldığı konu ve soruları, hâlâ onların bize sağladığı ipuçları veya argümanlar üzerinden sorguluyor olmamızdır. “Adaletin, mutluluğun, aşkın ne olduğu”, “kimin, nasıl yönetmesi gerektiği”, “siyasal bir sistemin hangi temel etik ve politik ilkeler üzerine inşa edileceği”, “gerçekten var olanın ne olduğu”, “bizim başkalarına karşı ne tür yükümlülüklerimizin bulunduğu” gibi soruları soranlar ilk bizler değiliz. Bu sorular, Sokrates, Platon ve Aristoteles tarafından da sorulmuş ve felsefe tarihi boyunca daha pek çok filozofun ilgi odağında yer almıştır. İşte bundan dolayıdır ki felsefe ve felsefe tarihi, entelektüel dünyamızı zenginleştirecek, yolumuzu bulmada bize yardımcı olacak fikirlerle ve çıkartabileceğimiz derslerle doludur. Çağdaş İspanyol düşünürü George Santayana “Geçmişi hatırlayamayanlar onu tekrarlamaya mecburdurlar” sözüyle tam da bunu kastediyordu. Ahmet Cevizci’nin Felsefe Tarihi, Antik Yunan’dan Hıristiyan ve İslam felsefesine, modernizmden postmodernizme kadar, işte bu iki bin beş yüz yıllık düşünce tarihini ayrıntılı, sistemli ve anlaşılır bir biçimde sunuyor…

Yazar: Ahmet Cevizci  Yayınevi: Say Yayınları

Seneca: Ahlaki Mektuplar

Böyle Buyurdu Zerdüşt: Herkes ve Hiç kimse için Bir Kitap’ (Orijinal adıyla Also sprach Zarathustra), Alman filozof Friedrich Nietzsche tarafından kaleme alınmış bir kitaptır (1883–1885). Kitabı belirli bir kategori içerisinde tanımlamak genelde zor olmuştur: Bir edebiyat eseri ve aynı zamanda felsefî bir çalışmadır. Nietzsche kendisi kitabı “yazılmış en derin” eser olarak tanımlamıştır. Eser, birçok farklı konu ve tarz barındırmaktadır. Nietzsche’nin felsefî görüşleri açısından önemli bir yer tutan kitap, birçok eleştiriye maruz kalmıştır…

Yazar: Lucius Annaenus Seneca  Çeviri: Türkan Uzel Yayınevi: Türk Tarih Kurumu

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir