Deneysel felsefede en ünlü deneylerden biri bize Knobe etkisini sundu. Bu, birisi bir şeyi “kasıtlı olarak” yaptı derken ne söylediğimizi düşünmemizi sağlar.

2003′ te, filozof Joshua Knobe, insanları niyetler hakkında sorgulatan bir deneyin sonuçlarını yayınladı. Deneklerden hayali bir CEO’ nun hareketlerinin ne olacağını düşünmelerini istedi. Hayal edilen CEO net bir eylemde bulunmak ister ve bu eylemin çevrede net bir etkisi olacaktır. CEO çevreyi iyi veya kötü umursamamaktadır. Para kazanacağı için aksiyon almaya devam edecektir. Herhangi bir çevresel değişiklik tamamen eylemin yan etkisi olacaktır. Bir senaryoda eylem çevreyi geliştirecek, diğer senaryoda eylem çevreye zarar verecek.

Her iki senaryoda da, çevreye olan etki “kasıtlı” mıdır? Sorunun cevabı “kasıtlı”nın anlamının ne olduğunu düşündüğümüze bağlıdır. Eğer “kasıtlı, eylemin amacı çevresel etkiydi anlamina geliyorsa, iki senaryo da kasıtlı davranışın bir örneği değildir. Eğer “kasıtlı” eylemin sonuçlarından biri olarak çevreyi değiştireceğini ( iyi veya kötü) bildiği halde (kasıtlı olarak) aksiyon aldı anlamına geliyorsa, iki senaryo da kasıtlı davranışın örnekleridir.

Knobe bu soruları yanıtlayanların suçlamalarında inatçı olmadıklarını gördü. Eğer çevreye olan etki negatif olsaydı, insanlar CEO kasıtlı olarak çevreye zarar verdi derlerdi. Eğer çevreye etki pozitif olsaydı, insanlar CEO’ nun “kasıtlı olarak” çevreye bir şey yaptığına inanmazlardı.

Deney birçok anlamda yorumlanabilir. Knobe şuna inanıyor; öncelikle bir eylemin iyi veya kötü olup olmadığını yargılıyoruz, ve niyetleri (kasıtları) yargılamak için farklı kriterler kullanıyoruz bu yüzden suçlama başlangıçtaki ahlaki değerlendirmemize bağlıdır.

Sonraki deneyler bundan daha da karmaşık olabileceğini gösterdi. Knobe etkisini araştıran bir çalışma CEO’ yu Nazi Almanyası’na taşıdı. Aynı yönergeler uygulandı fakat bu kez, CEO tamamen çıkar için aksiyon almayı seçti, fakat eylem haksız bir Nazi yasasını ihlal etti. Diğer senaryoda, CEO çıkarı için hareket etti ve eylem yasaya uygun gerçekleşti. Bu durumda, çoğu insan CEO’ nun kasıtlı olarak haksız yasayı ihlal ettiğine, fakat diğer senaryoda istemsizce yasaya uyduğuna inandılar. Belki de “niyetin (kasıtın)” savaşacak ya da takip edecek kararla ilgili olduğunu ve sonucun ahlakındansa (etikliğindense) sosyal normları daha çok düşünüyoruz.

Ne düşünüyorsunuz? Her iki CEO da bilerek, kasıtlı olarak bir şey yaptı mı? Peki ya siz sabah kağıtlara göz gezdirirken, bi açıdan kötü yapan insanları ve başka bir açıdan iyi yapanları yargılıyor musunuz?

Çeviri: Kübra K.

Düşünce Deneyleri – Felsefi Düşünceler…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir