Felsefe Nedir? Felsefenin Anlamı Nedir?

Felsefe, Yunanca sevgi anlamına gelen “philio” ile bilgelik anlamına gelen “sophia” sözcüklerinden meydana gelmiştir ve bilgiyi, bilgeliği sevmek, bilginin peşinden koşmak anlamına gelmektedir.

Felsefe, insan düşüncesinin gelişim sürecinde merak sonucu ortaya çıkmış bir bilgi türüdür. Temelini insanlığın ortak evrensel problemleri olan “insanın evrendeki yeri, varlığın ve var olmanın anlamı, hayatın anlamı ve amacı” gibi problemler oluşturmaktadır. Felsefi düşünce ortaya çıkmadan önce de insanlar bu soruları sormuşlardır ve genellikle mitolojik unsurlar, efsaneler, masalsı açıklamalar aracılığıyla çeşitli cevaplar vermişlerdir. Fakat değişen toplumsal yaşam ve insan bilgisinin ilerlemesi insanlara bu cevapların yetersizliğini yavaş yavaş göstermeye başlamıştır.

İşte felsefe, insanlığın bu ortak evrensel sorularına akla dayalı cevap arayışının bir sonucu olarak ilk kez M.Ö 6.yy’da Antik Yunan’da, o zamanlar adına İonia denilen bölgede (Bugünkü İzmir ve Aydın illeri ile bu illerin karşılarındaki adaları kapsamaktadır) ortaya çıkan bir düşünme biçimidir.

Felsefenin Alanı

Eski Yunan’da başlayan felsefe önceleri bilimleri de içerirdi. Örnek olarak Thales hem astronomi hem de matematik ile uğraşan bir filozoftu. Zamanla başta tıp, matematik, fizik gibi bu tür alanlar felsefeden ayrılarak bağımsız birer bilim dalı oldular. Yine de bu durum felsefenin alanını sınırlamamıştır. Çünkü felsefe bu bilimlerle ilgili çalışmalara ve onlara yol göstermeye devam etmekte, onların yanıtlamaya çekindikleri soruları cevaplamaya çalışmakta ve ayrıca yeni alanların ortaya çıkmasına da yol açmaktadır. Böylece bilimlerin yöntem, kavram ve sorunlarını ele almaya devam etmesi onu bir üst dil haline getirmiş olduğu gibi, geçmişten bu yana sorgulanan ve sorgulanmaya devam edecek olan konular da varlığını sürdürmektedir. Örneğin; “hala- ve belki de her zaman- “mutluluk nedir?”, “sevgi ne anlama gelir?” , “insan özgür müdür?” gibi sorulara tek ve kesin bir yanıt verilmiş değildir, verilmesi de beklenmeyebilir.

Felsefenin Konuları

Felsefenin genel olarak üç temel konusu olduğu söylenebilir;

-Varlık Felsefesi (Ontoloji)

-Bilgi Felsefesi (Epistemoloji)

-Değer Felsefesi (Aksiyoloji)

Bu temellerden başka felsefede;

Bilim Felsefesi, Ahlak Felsefesi, Siyaset Felsefesi, Sanat Felsefesi, Din Felsefesi ayrıca Dil, Tarih, Devlet, Hukuk, Fizik, Matematik, Müzik ve Spor Felsefeleri de yer almaktadır. Bunların yanında, düşünmenin olduğu her yerde felsefe de olabileceği için başka alanlarda da felsefe yapılabilir.

 

Bazı Önemli Sorular ve Yanıtları

Felsefenin refleksif olması ne demektir?
Refleksif olmak, kendi kendine yönelebilir olmak anlamını taşır. Bir “üst dil” olan felsefe kendi kendini de sorgulayabilen, eleştiren ve ele alan bir alandır.
Felsefede niçin “sorular cevaplardan daha önemlidir” denir?
Felsefede sorular her zaman doğru yanıt bulmak amacıyla sorulmaz. Sokrates’in kendisini de tarif ettiği gibi filozof bir “at sineği”dir. Rahatsız edici sorularla kişiyi harekete geçirir, düşünmeye sevk eder. Ayrıca tek bir soruya birçok filozofun farklı yanıtlar vermesi de bu sorunun bir yanıtıdır.
Felsefede yöntem ve konu sınırlaması var mıdır?
Felsefe herhangi bir konuyu herhangi bir yöntemle ele alabilir. Bu bakımdan özgür düşünce bu boyutuyla da felsefenin bir özelliğidir, denilebilir. Buna felsefenin deney yapmadığı gibi bir yanıt verilebilirse de bu yanıt da aşılmıştır. Çünkü felsefede özellikle fizik felsefesiyle bağlantılı olarak “düşünce deneyi” yapılabilmektedir. Örneğin “Schördinger’in Kedisi” böyle bir deneydir. Ayrıca deneysel bilimlerin verilerini ve kesin-doğru sayılan sonuçlarını felsefe de doğru kabul etmektedir, deneye karşı değildir.


ARKHECİLER (Ayrıca Bakınız)

Thales (M.Ö 625 – 545), Anaximandros (M.Ö 610 – 547), Anaximenes (M.Ö 570 – 526), Pythagoras (M.Ö 580 – 500), Herakleitos (M.Ö 540 – 480), Parmenides (M.Ö 540 – 470), Anaksagoras (M.Ö 500 – 428), Empedokles (M.Ö 492 – 432), Demokritos (M.Ö 480 – 370), Sokrates (M.Ö 469 – 399)

Felsefi Düşüncenin Belli Başlı Nitelikleri

-Eleştiri ve sorgulayıcı bir alan olması

-Birleştiriciliği, bütüne yönelik olması

-Yöntemli, sistemli, tutarlı, akıl ve mantık ilkelerine uygun, temellendirilebilir olması

-Yaratıcılık gerektirmesi

-Kavramlar arasında ayrım yapması

-Konuları bakımından evrensel olması ve insanlığın ortak ürünü olması

-Konuların ele alınışı bakımından “öznel” olması

-Soruların da cevaplar kadar önem taşıması

-Refleksif bir yapıya sahip olması

-Çözümleyici ve kurucu bir düşünüş olması

-Yalnızca bilinene, somut olana değil, bilinmeyene de yönelebilmesi

Felsefe ve Toplum

Her insan bir toplum içinde doğar, büyür ve o toplumun bir bireyi olur. Filozof da toplumun bir bireyi olduğuna göre o da içinde doğup büyüdüğü, eğitimini aldığı, dilini konuştuğu, dinine bağlandığı, hukuk ve ahlak kurallarına uyduğu toplumun parçasıdır. Bu nedenle, filozofun felsefesi ile içinde yetişmiş olduğu toplum arasında derin bir ilişki bulunur.

Toplum; dil, din, örf, adet, ahlak, hukuk ve ekonomi gibi sosyal kurumlardan oluşan bir kültür varlığıdır. Filozof, içinden çıktığı toplumun kültürel birikimini yansıtırken, kendisi de düşünceleriyle toplumu etkiler.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir