Realizmin ileri bir aşaması olan natüralizm, gerçekçiliğin bilimsel deneye dayanması gerektiğini savunan bir edebiyat akımıdır. 19. yüzyılın ikinci yarısında Fransa’da gelişmiştir.

* Natüralizm ve realizm ayrı akımlar olmasına rağmen aynı dünya görüşü üzerinde kuruldukları için bu akımların birçok ortak yönleri vardır. Realizmin doğuşuna zemin ha­zırlayan toplumsal koşullar, büyük ölçüde natüra­lizm için de geçerlidir.

* Natüralizm realizmden “determinizm”, “soyaçekim” ve “deneysel roman” kavramlarıyla ayrılır.

* Determinizm (gerekircilik), evrende olup biten her şeyin bir neden-sonuç bağlantısı içinde gerçek­leştiğini savunan görüştür. “Aynı koşullar altında aynı nedenler, aynı sonuçları doğurur.” şeklinde özetlenebilen bu görüşe göre, her olay bir önceki­nin sonucu, bir sonrakinin nedenidir. Doğadaki bir olayın nedeni belliyse sonucu da önceden biline­bilir. Determinizmin bu ilkesi doğa bilimlerinde uy­gulanan deney yöntemini doğurmuş, Claude Bernard bu yöntemin tıp alanında da kullanılabilece­ğini göstermiştir. Deney yönteminin canlı varlıklar üzerinde de uygulanabildiğini gören Emile Zola, Darwin’in evrim ve soyaçekim düşünceleriyle bu yöntemi birleştirerek deneysel roman kavramına ulaşmış; böylece realizm temeli üzerinde natüra­lizm adı verilen yeni bir akım doğmuştur.

Natüralizmin Özellikleri

1- Realistler gibi natüralistler için de temel ilke gerçekçiliktir. Ancak natüralistler gözlemci gerçekçi­likle yetinmeyerek deneysel gerçekçiliği benim­semiştir.

2. Natüralizme göre insanın kişiliğinin oluşmasında içinde yaşadığı çevreyle soyaçekimin etkisi vardır. Kişinin kendi iradesiyle yaptığını sandığı eylemler, aslında do­ğuştan gelen mizacının ve içinde bulunduğu çev­re koşullarının zorunlu bir sonucudur.

3. Deneysel gerçekçiliğin edebiyata uygulanması deneysel roman anlayışını getirmiştir. Natüralistlere göre roman yazmak, laboratuvarda deney yapmaya benzer. Roman kişilerinin fizyolojik ya­pılarını ve bulundukları çevre koşullarını ayrıntılı biçimde betimleyen yazar, bu kişilerin eylemlerini kendisinin seçmediğini, romana hiçbir müdahalesi olmadığını savunur. O sadece deneyi gözlem­leyen ve determinizme uygun olarak ilerleyen olaylar zincirini kaydeden bir tutanakçıdır.

4. Olaylar ve kişiler bir bilim adamı tarafsızlığıyla ince­lendiği için, iyi-kötü, güzel-çirkin, doğru-yanlış ayrı­mı yapılmamış; bu yüzden yaşamın iğrenç ve çirkin sahnelerinin anlatılmasından da çekinilmemiştir.

5. İnsanı toplumsal çevrenin ve biyolojik kalıtımın ürünü olarak gören natüralistler, insan ruhunu, duygu ve düşüncelerini maddeye indirgemişler; insanı diğer canlılardan farkı olmayan bir varlık olarak incelemişlerdir. Natüralistler bu anlayışla­rıyla realistlerden ayrılarak psikolojik roman türü­ne uzak kalmıştır.

6. Natüralistler kişi ve çevre betimlemelerine çok fazla yer vermiş ve çok ayrıntılı betimlemeler yapmışlardır.

7- Natüralist eserlere genellikle kötümserlik hâkimdir.

8- Natüralistler, realistlerin de benimsediği “sanat için sanat” ilkesine karşı çıkmışlar, sanatın bir fay­da sağlaması gerektiğini dile getirmişlerdir. Onla­ra göre bu fayda, toplum gerçeğini bütün olum­suzluklarıyla sergileyerek sağlanır. Sanatçı ancak bu durumda bilim adamını örnek almış sayılır.

9- Natüralistler dil ve üslupta realistlerin titizlik ve ustalığını gösterememişler; her okurun anlayabi­leceği bir dille yazmak istedikleri için edebi üslup­tan uzak durmuşlardır. Ayrıca, roman kişilerini kendi ağızlarıyla konuşturduklarından argoya, sokak diline geniş yer vermişlerdir.

10. Natüralistler roman, öykü ve tiyatro türünde eserler vermişlerdir.

Natüralizmin Önemli Temsilcileri

Emile Zola, Maupassant, Goncourt Kardeşler, Alphonse Daudet.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz