Hayatımın ilk yıllarından itibaren bir çok yanlış kanıyı doğru kabul etmiş olduğumun ve o zamandan beri bu derece güvenilmez ilkeler üzerine kurduğum her şeyin de ancak pek kuşkulu ve kesinlikten uzak olduğumun varkına bugün varıyor değilim; bunu anlayınca, hayatımda bir kez olsun daha önce inanmış olduğum bütün kanılarda kurtulmaya girişmemin ve her şeye yeniden ve temellerden başlamanın gerekli olduğu yargısına vardım. Fakat bu girişim bana biraz fazla büyük göründüğü için daha uygun bir yaşa gelmeyi bekledim, öyle bir yaşa ki, ondan sonra geride bu görevi yerine getirmeye daha uygun olacağım başka bir yaş kalmasın; bu da beni o kadar uzun süre geciktirdi ki, bundan sonra da iş yapmak için kalan zamanımı yine düşünüp taşınmakla geçirsem, doğrusu büyük hata işlemiş olurum. Dolayısıyla, bu amaç için tam sırasında, zihnimi her türlü dert ve kaybıdan boşalttığım, ne mutlu bana ki hiçbir çalkantılı ruh halinin içinde kıvranmadığım ve kendime dingin bir yalnızlık içinde güvenli bir dinlenme ortamı sağlamış bulunduğum bugün, tam bir ciddiyet ve özgürlük içinde, bütün eski kanılarımın toptan yıkımına girişiyorum. İmdi, bunu yapmak için bunların hepsinin yanlış olduğunu kanıtlamam gerekmeyecek; zaten belki de bu işin üstesinden asla gelemezdim. Fakat aklım beni önceden, tamamen kesin ve kuşkulanılmaz olmayan şeylerden de apaçık yanlış olanlar kadar özenle kaçınmaya ikna etmiş olduğunda, bunların tek tek her birinde kuşku konusu olabilecek bir neden bulduğum takdirde bunların hepsini birden yadsımam yeterli olacak ve böylece her birini tek tek incelemeye de ihtiyacım olmayacaktır; zaten bu sonu gelmez bir angarya olurdu. Fakat temelin yıkılması ister istemez bütün binanında çökmesi sonucunu doğuracağından, önce bütün eski kanılarımın dayandığı temel ilkelere el atacağım. Şimdiye dek en doğru ve en güvenilir olarak ne öğrendimse duyulardan veya duyular yoluyla öğrenmiş ama zaman zaman bu duyuların aldatıcı olduğunu da yaşayarak görmüşümdür; oysa bizi bir kez bile olsun yanıltmış olan şeylere asla güvenmemek sakılganlık gereğidir. Ancak, duyular bizi pek zayıf algılanabilir ya da pek uzak şeyler hakkında ara sıra yanıltsalar bile, yine duyular aracılığıyla bildiğimiz halde usumuzu zorlamadan kuşkulanamayacağımız bir çok başke şeyler de yok mu? Örneğin, şimdi burada, hırkamı giymiş olarak ateşin karşısında oturmakta ve elimde şu kağıdı tutmakta oluşum ve bu türden şeyler… Bu ellerin ve bu vücudun bana ait olduğunu nasıl yadsıyabilirim, kendimi kimi şaşkınların yerine koymaksızın? (…) Yine de bir insan olduğumu, dolayısıyla uykularımda ve rüyalarımda o şaşkınların uyanıkken gördükleri kadar, hatta daha saçma ve gerçek dışı şeyler görme alışkanlığım bulunduğunu da göz önüne almak durumundayım. Kim bilir kaç kez rüyamda da burada olduğumu, giyinik olduğumu, ateşin karşısında olduğumu görmüşümdür, gerçekte çırılçıplak yatağımda yatarken! Ama şu anda şu kağıda uyuyan gözlerle bakmıyorum, salladığım şu baş uykuda değil, şu eli de bir amaçla ve bilerek isteyerek uzatıyor ve sıkıyorum; uykuda olanlar hiç de bütün bunlar kadar açık ve seçik gibi görünmüyor. Fakat inceden inceye düşününce, uyurken sık sık bu tür yanılsamalarla aldatıldığımı hatırlıyor ve bu düşünce üzerinde biraz durunca uyanıklığı uykudan ayırt etmeyi sağlayacak kesin belirti bulunmadığını o derece açıklıkla görüyorum ki şaşıp kalıyorum ve şaşkınlığım nerdeyse beni uyanıkken uyumakta olduğuma inandıracak raddeye varıyor..
(Rene Descartes, Meditasyonlar)